Create Your Glitter Text




hikayeler - :) - Blogcu

:)

20/6/2006 - KISSADAN HİSSE

Kategori: hikayeler

               

Günün birinde kış gelince sıcak ülkelere gitmek istemeyen bir minik serçe varmış. Havalar soğumaya başlayınca minik serçenin tüm arkadaşları sıcak ülkelere gitmişler fakat bizim minik serçe gitmemiş.   Havalar öyle soğumuş ki minik serçe soğuktan donmak üzereyken o da sıcak ülkelere uçmaya karar vermiş ve sıcak ülkelere doğru uçmaya başlamış. Ama hava öyle soğukmuş ki minik serçe uçarken soğuktan kanatları donmuş ve bir tarlanın ortasına düşmüş. Minik serçe tam sonunun geldiğini düşünürken oradan geçen bir inek üzerine pislemiş. Minik serçe bu tezeğin sıcaklığıyla tekrar canlanmış ve cıvıldamaya başlamış. Minik serçenin sesini duyan bir kedi minik serçeyi tezeğin içinden çıkartıp temizlemiş ve bir güzel yemiş.
   

BU HİKÂYEDEN ÇIKARTILACAK DERSLER:  
1- Senin kafana eden herkes düşmanın olmak zorunda değildir.
2- Seni pisliğin içinden çıkartan herkes de dostun olmak zorunda değildir.
3- Pisliğin içinde rahat ve mutlu isen sesini çıkarma 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/6/2006 - ÖZGÜVEN+ZİHİNSEL GÜÇ

Kategori: hikayeler

       Bir laboratuarda deney yapılıyor. İçinde bir büyük ve çokça küçük balığın olduğu kocaman bir akvaryum konuyor. Haliyle, büyük olan acıktıkça  küçükleri yiyor... 


      Daha sonra akvaryumun  ortasına dikey bir cam  yerleştiriliyor böylece akvaryum ikiye  ayrılıyor.  Büyük balık bir  tarafa küçük balıklar da diğer tarafa  yerleştiriliyor.  Büyük balık  cam  bölmeyi geçmek ve küçük balıkları  yemek için  defalarca deneme yapıyor. Bu  durum tam  28 saat boyunca sürüyor. 28 saatin  sonunda büyük   balık artık  diğer tarafa geçmek için mücadele etmeyi  bırakıyor.  Deneyin sonunda cam  bölme kaldırılıyor.  O da ne!!! Büyük balık  küçükleri yemek için hiçbir  hamle yapmıyor. Saatler geçtiği halde onları yemediği  görülüyor. Buna  psikolojide "Öğrenilmiş Güçsüzlük" deniyor.


İstatistiklere göre bir  çocuk   ergenlik yaşına gelinceye  kadar ortalama 148.000  defa anne  babasının,  "yapma;  elleme, dokunma," gibi sözlerini duyuyormuş.  Böyle olunca da  çocukta büyüyünce "yapamama", "edememe" özellikleri  gelişiyor ve  özgüvenini yitiriyormuş.


  ZİHİNSEL GÜÇ:
İki çocuklu bir aile hafta sonunu piknik  yaparak  geçirmeye karar verirler. Piknik yerine vardıklarında  anne  yemeği hazırlarken,   çocuklar babalarıyla birlikte  yürüyüşe çıkar. Uzun bir  yürüyüşten sonra oldukça yorulan küçük çocuk yalvarırcasına bakan  gözlerle,
"Babacığım çok  yoruldum. Lütfen beni kucağında  taşır mısın?"  der.
Baba; "Ben de  yorgunum  oğlum"'  der demez çocuk ağlamaya baslar.
Baba  tek kelime  etmeden  ağaçtan  bir dal keser.


Dalı bıçakla biçimlendirip,  çocuğa zarar vermeyecek  biçimde  yontar. Sonra dalı oğluna verir. "Al  oğlum, sana güzel  bir at" der. Çocuk sevinçle dal parçasından yontulmuş  ata biner ve  sıçrayarak, ata vurarak, annesinin yanına  doğru gitmeye baslar.  Babasınıve  ablasını  geride bırakmıştır bile...


Baba gülerek kızına:
"İşte yasam budur kızım.  Bazen  zihnen ya da bedenen kendini çok yorgun hissedeceksin.  İşte o  zaman kendine değnekten bir at bul ve neşe ile yoluna devam et. Bu  at,  bir arkadaş, bir şarkı, bir çiçek,  bir şiir ya da bir çocuğun  tebessümü  olabilir."

Değnekten atınız hiç eksik olmasın.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/6/2006 - AYDINLIK VE KARANLIK

Kategori: hikayeler

Bilge adam çölde öğrencileriyle otururken demiş ki

“Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz, tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır?”

Öğrencilerden biri; “Uzaktaki sürüye bakarım” demiş. “Koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir.”

Başka bir öğrenci söz almış ve “Hocam” demiş, “İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah olmuştur.”

Bilge adam uzun süre susmuş.

Öğrenciler meraklanmışlar ve “Siz ne düşünüyorsunuz hocam?” diye sormuşlar. Bilge şöyle demiş:

“Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi çirkin mi, siyah mı beyaz mı diye ayırmadan ona bacım diyebildiğimde ve yine yürürken önüne çıkan erkeği, zengin mi yoksul mu diye ayırmadan, milletine, ırkına, dinine aldırmadan, kardeşim sayabildiğimde, anlarım ki sabah olmuş, aydınlık başlamıştır.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/6/2006 - bir hikaye

Kategori: hikayeler

Brenda yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı.

Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katildi. Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karsılarına. Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini takti, İpi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı. Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslenebileceği bir oyuk buldu.. Orada asili dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Branda’nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu. Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkânsızdı. Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah'a dua edebilirdi yalnızca.. Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı.

"Allah'ım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardim et."

Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler. İçlerinden biri "Aranızda lens kaybeden var mı?" diye bağırdı.

Brenda'nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmişti.

Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa şunları yazacaktı:

"Allah'ım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım..."

BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM" demeyin

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

yaşama dair herşey YAŞAM YA BÜYÜK BİR MACERADIR,YADA HİÇ BİRŞEY

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

deha
h2so4
maviperi
karacocuk
Özkan Özdemir
kanturk
verbalkint
neseli63
gokniltr
gemiciyim
onlaruyurken
vuslatyolculugu
gulefsan
eyferu
anlamsizfirtina
mutlusuz
zeytintanesi
sevdaninrengi38
mondlicht
kucukkurbaa
hvvnr2000
nefessizlik
sandaldergisi
tm1908tm
pistols